kitapika
  • Ana Sayfa
  • İnceleme
    • Kitap
    • Film
  • Düşünce
    • Felsefe
    • Psikoloji
    • İslam
  • Alıntı
    • Roman
    • Şiir
    • Deneme
  • Listeler
  • Haberler
  • Giriş
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
kitapika
  • Ana Sayfa
  • İnceleme
    • Kitap
    • Film
  • Düşünce
    • Felsefe
    • Psikoloji
    • İslam
  • Alıntı
    • Roman
    • Şiir
    • Deneme
  • Listeler
  • Haberler
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
kitapika
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Alıntı

Agota Kristof – Okumaz Yazmaz

Macar yazar Agota Kristof'un otobiyografik eseri "Okumaz Yazmaz'dan" Hafıza isimli bölümü paylaşıyoruz.

Kitapika Kitapika
25 Ocak 2024
A A
0
Agota Kristof – Okumaz Yazmaz
0
PAYLAŞIM
140
OKUMA
Twitter'da PaylaşWhatsapp'ta PaylaşFacebook'ta Paylaş

Gazetelerden ve televizyondan on yaşında bir Türk çocuğunun, anne babasıyla birlikte gizlice İsviçre sınırın­dan geçerken, soğuktan ve yorgunluktan öldüğünü öğre­niyorum. “İnsan kaçakçıları” onları sınıra bırakmışlar. Karşılaşacakları ilk İsviçre köyüne kadar doğruca yürü­melerini söylemişler. Dere tepe saatlerce yürümüşler. Hava soğukmuş. Yolun sonuna doğru baba çocuğu sırtı­na almış. Ama çok geçmiş. Köye ulaştıklarında, çocuk soğuktan ve yorgunluktan bitap düşüp ölmüş.

İlk tepkim herhangi bir İsviçrelinin vereceği tepki gibiydi: “İnsanlar yanlarında çocuklarıyla ne cesaretle böyle maceralara atılabiliyorlar? Böyle bir sorumsuzluk kabul edilemez.” Sonra suratıma birden güçlü bir tokat iniyor sanki. Soğuk kasım rüzgarı sıcacık odama doluyor ve ha­fızamın sesi içimden bir yerlerden yükseliyor şaşkınlıkla.

“Nasıl yani? Hepsini unutmuş olabilir misin gerçekten de? Sen de aynı şeyi yaptın, tam da aynısını. Üstelik senin çocuğun neredeyse yeni doğmuş bir bebekti.”

Evet, hatırlıyorum.

Yirmi bir yaşındayım. İki yıldır evliyim ve dört aylık bir kızım var. Bir kasım akşamı, bir “insan kaçakçısı”nın peşine düşüp Macaristan ile Avusturya arasındaki sınırı aşıyoruz. Adı Joseph, iyi tanıyorum onu.

Birkaçı çocuk, on kişilik bir grubuz. Küçük kızım babasının kucağında uyuyor, ben iki çanta taşıyorum. Bi­rinde biberonlar, kundak bezleri, bebek için yedek kıya­fetler, diğerinde sözlükler var. Joseph’in peşi sıra yaklaşık bir saat, sessizlik içinde yürüyoruz. Neredeyse zifiri ka­ranlık. Aydınlatma fişekleri ve projektörler zaman za­man her yanı aydınlatıyor, patlama sesleri, silah sesleri duyuluyor, sonra sessizlik geri geliyor ve her taraf yeni­ den karanlığa bürünüyor.

Joseph ormanın kıyısında duruyor ve şöyle diyor:
“Avusturya’dasınız. Bundan sonrası size kalmış. Düm­düz ilerleyin. Köy uzak değil.”

Joseph’e sarılıyorum. Üzerimizdeki paranın tama­mını ona veriyoruz, nasıl olsa Avusturya’da geçmeyecek.

Ormanda yürüyoruz. Uzun zaman. Çok uzun za­man. Dallar yüzümüzü sıyırıyor, çukurlara düşüyoruz, kuru yapraklar ayakkabılarımızı ıslatıyor, köklere takılıp ayak bileklerimizi burkuyoruz. Birkaç el fenerimiz var fakat bunlar ancak küçük daireler halinde ışık veriyor, gerisi ağaç, hep ağaç. Oysa ormandan çıkmış olmamız gerekirdi. Sanki hep aynı yerde dönüp duruyoruz.

Bir çocuk, “Korkuyorum. Eve dönmek istiyorum. Yatağıma yatıp uyumak istiyorum,” diyor.
Bir başka çocuk ağlıyor.
Bir kadın, “Kaybolduk,” diyor.

Genç bir adam, “Duralım,” diyor. Bu şekilde devam edecek olursak kendimizi yeniden Macaristan’da bulaca­ğız, çoktan orada değilsek tabii. Yerinizden kımıldama­yın. Bir bakacağım.”

Kendini yeniden Macaristan’da bulmak, bunun ne demek olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz: Yasa dışı yol­ lardan sınırı geçtiğimiz için hapse atılmak, hatta belki de sarhoş Rus sınır bekçilerinin açacakları yaylım ateşi al­tında kalmak.

Genç adam ağaca tırmanıyor. İndiğinde, “Nerede ol­duğumuzu anladım,” diyor. “Işıklardan yönümü tayin ettim. Takip edin beni.”

Onu takip ediyoruz. Çok geçmeden ağaçlar seyreli­yor ve nihayet dalsız, çukursuz, ağaç kökü olmayan ger­çek bir yolda yürüyoruz.
Birden güçlü bir ışık bizi aydınlatıyor ve bir ses, “Durun!” diyor.

Aramızdan birisi Almanca, “Sığınmacıyız biz,” diyor.

Avusturya sınır karakolu nöbetçileri gülerek, “Söyle­meseniz anlamazdık,” diyorlar. “Bizimle gelin.”

Bizi kasaba meydanına götürüyorlar. Orada büyük bir sığınmacı kalabalığı var. Belediye başkanı geliyor: “Yanlarında çocukları olan­lar öne çıksın.”

Bir köylü ailenin yanına yerleştiriliyoruz. Çok na­zikler. Bebekle ilgileniyorlar, bize yemek veriyorlar, yata­cak yer gösteriyorlar.
İşin tuhaf tarafı, bütün bu olup bitenlerden hafı­zamda az hatıra kalmış. Sanki her şey bir rüyada ya da bir başka hayatta yaşanmış gibi.

Sanki hafızam, hayatı­mın büyük bir bölümünü kaybettiğim o anı hatırlamayı reddediyormuş gibi. Şifreli yazılarımı tuttuğum hatıra defterimi ve ilk şi­irlerimi Macaristan’da bıraktım. Erkek kardeşlerimi, an­nemi babamı, haber bile vermeden, bir veda bile etme den geride bıraktım.

Ama hepsinden de önemlisi o gün, l956’nın o Kasım sonu, bir halka olan aidiyetimi kesin olarak kaybettim.

Etiketler: Agota Kristofotobiyografi
TweetGönderPaylaş

Benzerİçerikler

Platon: Tartışmalar Neden Aptalca ve Tehlikelidir?
Düşünce

Platon: Tartışmalar Neden Aptalca ve Tehlikelidir?

Düşünen Adam
6 Eylül 2023
Jose Luis Borges – Hepsi ve Hiçbiri
Öykü

Jorge Luis Borges – Cehennem 1, 32

Kitapika
22 Mayıs 2023
Ayfer Tunç – Yeşil Peri Gecesi
Roman

Ayfer Tunç – Yeşil Peri Gecesi

Kitapika
28 Mart 2023
Kurt Vonnegut – Kedi Beşiği
Roman

Kurt Vonnegut – Kedi Beşiği

Kitapika
14 Şubat 2023
Bir Düğün Gecesi – Adalet Ağaoğlu
Alıntı

Bir Düğün Gecesi – Adalet Ağaoğlu

Kitapika
19 Ocak 2023
Sonraki Gönderi
Şule Gürbüz’ün TRT2 Röportajı Twitter’da Gündem Oldu!

Şule Gürbüz'ün TRT2 Röportajı Twitter'da Gündem Oldu!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları Kaçırma

Haftanın En Güzel Sosyal Medya Paylaşımları #03

Haftanın En Güzel Sosyal Medya Paylaşımları #03

8 Ocak 2023
Çocuk ve Toplum İlişkisinde Güçlüklerin Etkisi —Alfred Adler

Çocuk ve Toplum İlişkisinde Güçlüklerin Etkisi —Alfred Adler

16 Aralık 2022
Aftersun İzleyenleri İkiye Böldü: Başyapıt mı Balon mu?

Aftersun İzleyenleri İkiye Böldü: Başyapıt mı Balon mu?

16 Ocak 2023

Bizi Takip Edin

Haber Bülteni

Kitapika

En değerli isimlerden içerikler ve topluluk yorumları. Oku, incele, kararını ver. Kendin için en iyisini keşfet!

Devamını Oku

Kategoriler

  • Alıntı
  • Deneme
  • Düşünce
  • Edebiyat
  • Felsefe
  • Film
  • Haberler
  • İnceleme
  • İslam
  • Kitap
  • Listeler
  • Öykü
  • Psikoloji
  • Roman

Haber Bülteni

Bizi Takip Edin

  • Hakkımızda
  • Reklam
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

© 2022 Kitapika | Pleybek Medya

Welcome Back!

Sign In with Google
YA DA

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • İnceleme
  • Düşünce
  • Alıntı
  • Listeler
  • Haberler
  • Bize Ulaşın
Sen de yaz

© 2022 Kitapika | Pleybek Medya

  • Giriş